Üç Maymun 18.01.2010 - 01:00 Nuri Bilge Ceylan'a 61. Cannes film festivalinde en iyi yönetmen ödülünü kazandıran son filmi "Üç Maymun". İklimler filmine göre çok daha hareketli. Bir sınır ilçesinde siyasete atılmaya çalışan biri kaza sonucu birisine çarparak ölümüne neden olur. Seçim öncesi olduğundan, şoförüne (Eyüp) suçu üstlenmesini önerir. O da kabul eder, çünkü kısa sürecek bir hapis dönemi ardından toplu para alacaktır. Eşinin, Eyüp hapisteyken siyasetçi ile girdiği çarpık ilişki, oğlunun bunu görmesi, fakat bir şey yapmaması... Eyüp'ün hapisten çıktıktan sonra yanlış giden şeylerin farkına varması, en sonunda kendini onun da bir türlü bu çarkın içinde bulması...
Etiği de güzel bir dille işlemiş. İhaneti, menfaati... Prensiplerimizden verdiğimiz taviz, -ne karşılığında olursa olsun- bir zaman sonra başka tavizleri peşisıra getiriyor. Ve yaptığımız 'maymunluklara' haklı bir gerekçe her zaman bulabileceğimizi çok iyi bir şekilde anlatıyor. Sorunlardan kaçmanın, görmezlikten gelmenin sizi ancak maymun yapacağını, çirkinleştireceğini anlatır film...
Konu çok güçlü bir dille işlenmiş. Her sahne, konuya hizmet eder şekilde kurgulanmış. Müzik, neredeyse filmde hiç yok. Sanki müzik yerine kentin, denizin, tirenin sesine yer verilmiş.
Final sahnesi gerçekten çok güzel. Fırtına sonrası yağan yağmur, bizi ne kadar temizleyebilir ki...
Jose Saramago'nun Körlük isimli kitabı da bu filme benzer bir düşünceyi anlatır bize. Bir farkla ki, bu filmde maymunlaşan üç kişiyi anlatırken, kitapta körlük bir anafor olarak kullanılır; bir anda kör olan bir adam, ardından salgın olarak şehirdeki, kentteki ve ülkedeki herkese yayılan bir beyaz bir körlük. Görmek de tartışılabilir bir şeydir. Görmemiz gerekenleri görmediğimizde, bunun adı körlük değil midir. Ve hepimiz, az ya da çok kör olduğumuzu neredeyse 'gözümüze sokarcasına' anlatır yazar.
Henüz yorum yapılmamış.
|