Anasayfa | İletişim
Bir buçuk yıldır seyretmeyi beklediğim, seyretmeye cesaret edemediğim, yüzleşemediğim bir filmdi. Ve en sonunda seyrettim.
Yönetmen Richard Linklater'den etkileyici bir yapım...

"Before Sunrise"

10.03.2008 - 00:43

Aşk ile ilgili güzel filmlerden birisi.

Yönetmen Richard Linklater'den etkileyici bir yapım.
Filmin konusu şöyle: Amerikalı Jesse (Ethan Hawken) ile Fransız yüksek lisans öğrencisi Celine (julie Delpy), Budapeşte-Viyana tireninde bir tesadüf sonucu tanışırlar. Jesse, Celin'e, ertesi gün Viyana'dan uçağa bineceğini, ancak otele verecek parası olmadığından sabaha kadar Viyana caddelerinde dolaşacağını söyler ve Celine'i kendisine eşlik etmeye davet eder. Viyana'da inerler ve tirendeki ilginç konuşmaları, Viyana'nın caddelerinde, sokaklarında, barlarında, gece ay ışığının altında devam eder, tam 14 saat boyunca. Ölümden, aşktan, reenkarnasyondan, feminizmden, evlilikten bahsederler. Ve bu 14 saat, ikisinin de hayatını ciddi şekilde etkileyecektir.... 6 ay sonra aynı tren istasyonunda buluşmak amacıyla birbirlerine söz vererek ayrılırlar.
...
Filmin afişindeki sözler: "Hayatınızın en romantik anları sadece bir gece sürebilir mi?" ve "...Aşk, tamamen bir sürpriz olarak çıkıp gelebildiğinde."
...
Filmdeki kayda değer sahnelerden: Celine ile Jesse, bir müzik markette, plaklara bakarlar. ve bir müzik plağını, dinleme odasında beraber dinlerler. Şarkı Kath Bloom'a ait ve adı da "Come Here". Birbirilerinden kaçan bakışları çok şey anlatır...

...

Jesse'nin aşk hakkındaki tanımlamaları ilginç ve tartışmaya değer aslında.

"Aşk karışık birşey". Evet, kesinlikle aşk karışık birşey. Hem de çok karışık. İşin içinden çıkılması oldukça zor... Başınıza gelirse anlamaya çalışırsınız, anlayabilir misiniz bilmem, ama azcık anlamaya başlarsınız. Hele de dönüşmeye başladığınızda aşkın ne menem birşey olduğunu hissedersiniz.

"Aşk, yalnız başına olamayan iki insanın kaçışı". Sahiden böyle midir? Aşk, yalnız başına olamayan iki insanın kaçışı gibi basit şekilde açıklanabilir mi? İki insanın kaçışı kısmına hak vermemek mümkün değil ve dahi güzel bir tespit. Bazen bu kaçışlar tek taraflı olur, hatta karşınızdaki bilmez bile. Ama aşık, kaçarken de yine sevgilisi ile kaçıyordur-sevgili bilsin, bilmesin-. Ama hele de iki kişinin beraber kaçışı olsa muhteşem olur. Ya bu iki insan gerçek hayatta da kaçabilseler, bu tarife gelmeyecek kadar güzeldir.

"Aşk bencilce birşey" diyor ayrıca. Buna da katılmak mümkün değil. Aslında biraz da aşktan beklediğinize bağlı. Bazen sadece "bilinmek, sevilmek" istersiniz. İstediğiniz sadece sevildiğinizi bilmektir. Gerçi bazen bunu öğrenmeniz bile çok uzun zaman alır. Hatta öğrenemezsiniz de bazen. Bazen de bunu, kendilerinden güç kaybetmemek üzere yaparlar, bilmezler ki sizin içinizde neler yaşadıklarınızı. Sadece bilmek istersiniz... Sadece bilmek... Casablanca filmindeydi galiba, filmin kahramanı, sevildiğini öğrendikten sonra sevgilisinin gitmesine çok kolay ve gönüllüce izin vermişti. Onun istediği sadece bilmekti, bildi ve muradına erdi.

Bazen gülümseyiş bile çok görülür. Ama aşık için milat, karşı tarafın bir bakışını bir kere olsun görmenizle başlar. Öncesi ve sonrası vardır. O bakış, bir anda sizi dönüştürüverir. Tabi ki sevildiğinizi hissettiğinizde, anladığınızda, anlar gibi olduğunuzda bir anda herşeyin rengi değişiverir. Sevgili'nin bir gülüşü, bir bakışı, bir anda dünyaya baktığınız pencerenizi değiştiriverir ve her şeyi capcanlı görürsünüz. Hele de tam tersi oluversin, o zaman da sanki herşeyi bir pus kaplamıştır. Hatta hayat bir anda anlamsızlaşmıştır. Ta ki Sevgili'nin gül yüzünü görene kadar...

...

Koskoca 14 saat geçiriyorlar. Hem çok güzel 14 saat. Dolu dolu. Koskoca 14 saat diyorum, çünkü bazen bir bahane ile yanında 5 dakika geçirmek bile unutulur birşey değildir sevgilinin. Şöyle de bir sıkıntı var, yanında ne kadar kalırsanız sevgilinin, yanından ayrıldığınızda o oranda sarsılıyorsunuz, yoksunluk yaşıyorsunuz, yalnızlaşıyorsunuz. Ama, sonu sıkıntılı da olsa, sevgili ile bir başka şehirde böyle bir zaman geçirmek, sonsuzluk olarak kaydedilecek böyle güzel saatler geçirmek, ne güzel birşeydir... Aşk kaçış ise, iki türlü de kaçmış oluyor insan. Hem kendi gerçeklerinden, hem de içsel olarak... Kaçış her zaman iyidir.

...

Ve başlangıcı olan herşeyin sonu da olması kabilinden, 14 saat bitişi... Çok hazin... Çok iç burkucu... Hele de, beraber gezdiği yerleri bomboş olarak kamera gösteriyor filmin sonunda, bu görüntüler ayrıca çok acıtıcı...

Aşk işte. Mutluluğun yoğunluğu oranında acı hissedersin... Ama acısı da güzeldir...

...

İyi seyirler dostlar...


Henüz yorum yapılmamış.